• Yiğit Buğra Alaybeyoğlu

Kamulaştırmasız Elatma Nedeniyle Açılacak Olan Davalarda Dava Açma Süresi

En son güncellendiği tarih: 12 Ağu 2020



2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. Maddesinde düzenlenen, kamulaştırmasız el koyma dolayısıyla açılacak, müdahalenin men’i veya bedel davalarında süre koşulu Anayasa Mahkemesin kararıyla iptal edilmiştir. İptal edilen madde metni şu şekildeydi: “… Taşınmaz malın malik, zilyet veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala el koyma tarihinden başlar.”

Bu maddeden, kamulaştırmasız el atılan bir taşınmazın malik, zilyed veyaa mirasçılarının el atmanın önlenmensi, taşınmazın karşılığı olan bedelinin istenmesi, tazminat veya işgal karşılığı tazminat davası gibi davaları açmaktan men edildikleri ve hak düşürücü sürenin ilk el atma tarihinden itibaren işlemeye başladığının re’sen dikkate alınacak hususlardan olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 35. Maddesinde, herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olmayacağı hükme bağlanmıştır.

Yine Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. Maddesinin birinci fıkrasında; “ devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.”

Buna göre kamu tüzel kişilerinin herhangi bir şekilde kamulaştırma yapmadan bir taşınmaz üzerine kamu yararı amacıyla köprü, yol veya herhangi bir tesis yapmaları kamulaştırmasız el atmadır.

Anayasa’nın 46. Maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlamadır.

Tüm bunlara göre; Kamulaştırma Kanununun 38. Maddesi yürürlükte iken yirmi yıllık hak düşürücü süre sona ermiş olup, kamulaştırmasız el atılan bir taşınmazın tapuda tescili için 2002 yılında idare tarafından dava açılması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu madde ile ilgili iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanmasının adli yargıdaki bu davaya etkisi ne olabilir?

Anayasa mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereğince bu hususta Anayasa mahkemesinin KK. 38. Maddesini iptal ettiği 10.04.2003 tarihli kararından öne 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği dikkate alınacak ve buna göre değerlendirme yapılacaktır.

Yargıtay, Anayasa mahkemesinin iptal kararından önce 20 yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesi halinde, kamulaştırmasız el koyan idarelerin, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkını tapuya tescilden önce kazandığını kabul etmektedir.

Anayasa mahkemesi kararından önce 20 yıllık süre dolmuş ise, artık malikin dava açma hakkı sona ermiştir. Ve idare taşınmazın mülkiyetinin kendi lehine tescilini talep edebilir. Bu durumda adeta idare mülkiyet hakkını tescilden önce kazanmış olarak kabul edilmektedir.

Ancak Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararı tarihinde henüz 20 yıllık hak düşürücü süre dolmamış olması halinde, el atmayı gerçekleştiren idareye karşı herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmaksızın dava açılması mümkündür.

Ve unutulmamalıdır ki; hak düşürücü süre başlangıç tarihi olarak fiili el atma tarihi esas alınacaktır.

50 görüntüleme0 yorum