• Yiğit Buğra Alaybeyoğlu

BOŞANMADA MADDİ TAZMİNAT

En son güncellendiği tarih: 12 Ağu 2020


I. GENEL OLARAK

            4721 sayılı Kanun’un m. 174/I hükmü, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep etme hakkını düzenlemektedir.

           Eski Medeni Kanun madde 143 hükmüne göre, mevcut ve muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip bir maddi tazminat talebine hakkı vardır. Bu madde hükmüne göre, davacının boşanmada kusursuz, davalının ise kusurlu olması gerekliydi. 4721 sayılı Kanun’la eski düzenlemeden farklı olarak, kusuru daha az olan tarafa da maddi tazminat isteyebilme hakkı tanınmış, tamamen kusursuz olmanın mümkün olmayacağı gerçeğini kanun koyucu göz ardı etmemiştir.

II. MADDİ TAZMİNATIN HUKUKİ NİTELİĞİ, AMACI ve FONKSİYONU

A. Hukuki Nitelik

          Boşanma halinde maddi tazminat talebinin hukuki niteliği açısından bir sözleşmenin ihlali mi yoksa bir haksız eylem olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber, doktrinde ağır basan görüş bir haksız eylem tazminatı olduğu, bir hukuki ilişkinin ihlali olduğu için nispi bir haksızlık olduğudur.

        Maddi tazminat alacağı, başkasına temlik edilebilir veya zarara uğrayan kimsenin ölümü halinde mirasçılarına geçer. Talep sahibi, hakkından tümüyle veya kısmen vazgeçebilir.

B. Amacı ve Fonksiyonu

      Boşanma halinde maddi tazminat talebinin amacı, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu taraf bakımından ortaya çıkan zararları gidermektir. Boşanma sonrasında eşin bu talebi, evlilikteki hayat standardının boşanmadan sonra da devam ettirebilmesine yöneliktir.

      Maddi tazminat, boşanma yüzünden meydana gelen maddi zararları karşılamaya yönelik olup, Borçlar Kanunu’nun düzenlediği ölüme neden olma halinde yoksun kalınan destek tazminatı ve yaralanma halinde cismani zarardan doğan tazminatı matematiksel olarak hesaplama imkanı varken, boşanma halindeki maddi tazminatı hesaplama imkanı yoktur.

III. MADDİ TAZMİNAT ŞARTLARI

A. Boşanmaya Karar Verilmiş Olması

            Maddi tazminat boşanmaya dayalı bir hak olup, talebin kabulü için öncelikle boşanmaya karar verilmiş olması gerekir. Nitekim TMK. m. 174/I maddesinde de “boşanma yüzünden zedelenen” ifadesi ile ilgili hususa işaret edilmekte, süregelen Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu görülmektedir.

        Boşanma davası reddedilince maddi tazminata karar verilmesi mümkün olmayacağı gibi, ayrılığa karar verildiğinde evlilik bağı devam ettiği için eşlerin evlilikten doğan hak ve yükümlülükleri sona ermeyip bu durumda da maddi tazminata hükmedilmeyecektir. Ancak, ayrılık süresi dolduktan sonra ayrılık kararına dayanılarak açılacak boşanma davası sonucunda boşanma davası kabul edilmişse maddi tazminat verilebilir.

           Yine evlilik ilişkisi boşanma kararı dışında, mesela ölüm ile sona erdiğinde, miras hukuku hükümleri devreye girecek maddi tazminat talebi dikkate alınmayacaktır.

TMK.m.174’e göre boşanma kararının varlığı maddi tazminata hükmedilmesinin sıkı sıkıya bir şekil şartı olup, boşanma kararı ile zararın doğması arasında uygun illiyet bağı aranmaktadır. Ayrılık halinde ise böyle bir ilginin varlığından söz edilemeyeceği gibi, maddi tazminata hükmetmek de mümkün olmayacaktır.

B. Talep Şartı

           Talep olmadan hakim re’sen tazminata hükmedemez(HUMK. m. 74). Ayrıca, taleple bağlılık kuralı (talepten fazlaya hükmetme yasağı) uyarınca tazminat belirlenirken istem miktarı aşılamaz. Maddi tazminat davalarında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması diye bir kavram söz konusu olmayacağı gibi, ne istenecekse belirtilmelidir. Hakimin istenilen miktarı aşması söz konusu olmayacağı gibi, fazlaya ilişkin hakları saklı tutması da imkansızdır.

           Boşanma davasında hakim, talep olmasa dahi iştirak nafakası ve velayet konularında resen karar vermekte iken tazminat konusunda ise taleple bağlıdır. Bu nedenle medeni usul hukukundaki taleple bağlılık ilkesi uyarınca boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için talepte bulunulması şarttır.

Maddi tazminatın yabancı para esas alınarak yapılması da imkânsızdır. Zira ortada yabancı para üzerinden yapılmış bir sözleşmeden kaynaklanan bir dava söz konusu değildir.

         Maddi tazminat talebinde bulunma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan bizzat hak sahibi yani boşanma sonucu maddi zarara uğrayan taraf ileri sürebilir. Talep sahibi bu haktan tamamen veya kısmen vazgeçebilir.

Hakime verilen dilekçede maddi tazminat için istekte bulunan taraf, ne istediğini açık seçik göstermelidir. Sadece tazminat istediğini söyleyip, tazminatın türüne ilişkin beyanda bulunmamış ise hakim istenilen tazminatın niteliğini açıklattırmak zorundadır

           Maddi tazminata ilişkin istek, boşanma davası kesinleşmeden her an yazılı olarak yapılabileceği gibi, sözlü açıklamanın duruşma tutanağına geçirilmesi şeklinde de olabilir.

C. Bir Zarar Doğmuş Olması

        Maddi zarar, bir kimsenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalmadır. Zarar verici eylem olmasaydı malvarlığının bulunacağı durum ile eylem sonucu bulunduğu durum arasındaki fark maddi zarar olup, bu zarar malvarlığının aktifinin azalmasından, mahrum kalınan kardan veya pasifin artmasından kaynaklanabilir. Maddi zarar, doğrudan-dolaylı-yansıma, mevcut-müstakbel muhtemel nitelikte olabilir. Boşanma halinde bahsedilen maddi zarar teknik anlamdaki zarar kavramından farklı olup, maddi tazminat talep eden eşin mevcut veya beklenen yararları zarar görmüş olmalıdır. Zararın hukuka aykırı bir eylem sonucu doğması halinde tazminat söz konusu olur. Eylem kanuna, ahlaka, örf ve adete ait kuralları ihlal ediyorsa hukuka aykırılık oluşturur.

           Varolan yararlar eşin parasal bir zarara uğraması sonucunu doğuran mevcut bir parasal durumu ifade etmektedir. Örnek olarak, eşlerin evlilik birliği içinde sağladıkları bakım nafaka hakkını, mal rejimi ile elde ettikleri hakları, diğer eşin bir malını kullanarak ve işleyerek sağladığı yararı, diğer eşin işyerinde çalışarak elde ettiği kazanç kaynağı gibi çıkarları gösterebiliriz. Var olan yararların belirlenmesinde ölçü, evlilik hukukunun eşlere getirdiği yararlardır. Evlilik birliğinin çözülmesi durumunda da yine evlilik hukukunun sağladığı yararların geleceğe dönük olarak ortadan kalkacağı varsayımına dayanılmaktadır.

          Büyük miktarlardaki harcamalar da varolan çıkarın yitirilmesi olarak kabul edilirken, evlenme öncesi ve sırasında evlilik akdi amacıyla yapılmış harcamalar bu anlamda bir kayıp olarak kabul edilemez. Evlilik sürecinde eşlerin birbirine vermiş oldukları hediyeler ise, evlilik töreni sırasında verilen hediyelerin aksine varolan bir çıkarın yitirilmesi olarak değerlendirilir.

         Öğretide, bazı yazarlar evlilik birliği içinde eşlerin birbirine yardım etme yükümlülüğü çerçevesinde verilen değerler ile, birliğin günlük ihtiyaçları ve geçimi için yapılan giderlerin maddi tazminat anlamında yitirilen parasal değerden sayılmayacağını, buna karşılık boşanmanın yol açtığı fazladan giderlerin örneğin ortak konutun terk edilmesi için yapılan giderlerin, yol giderinin, taşınma masraflarının, tedavi giderlerinin, yeni bir ev tutularak döşenmesi için yapılan giderlerin varolan parasal çıkar sayılacağını kabul etmişlerdir. Beklenen çıkar, henüz doğmamış bulunan fakat evlilik devam etse idi büyük bir olasılıkla doğacaktı denilebilen olası çıkarları ifade etmektedir. Beklenen çıkarlara örnek olarak, eşi dolayısı ile alacağı dul maaşından yoksun kalması, yine aileye ait işletmede çalışarak gelir elde etmekte iken, boşanma nedeniyle bu olanağın yitirilmesi durumları gösterilebilir.

          Sonuç olarak, varolan yararlar evlilik birliği sürdüğü sırada kullanılabilen, beklenen yararlar ise ileride gerçekleşmesi ihtimali bulunan çıkarlardır. Var olan yararların kullanılması boşanma ile sona ermiş, beklenen yarara ise boşanma yüzünden kavuşulamamıştır. Beklenen çıkarların karşılığı olan tazminat miktarı, boşanma olmasaydı eşin evlilik birliği içinde sağlayabileceği yararlar kadar olacak gelecekte evlilik birliğinin maddi yönden sağlayacağı yararlar önceden kestirilemediğinden gerçek zarar değil uygun bir tazminat istenebilecektir.

D. Tazminat İsteyen Tarafın Kusursuz veya Daha Az Kusurlu Olması

          Kusur, hukuka aykırı eylemde bulunan kişinin hukuk düzeni tarafından beğenilmeyen davranışları olup, sorumluluğun kaynağını oluşturur. Maddi tazminat isteyen tarafın boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir. Maddi tazminat isteyen eş karşı tarafın kusuru nedeniyle boşanmaya karar verildiğini ispatlamalıdır.

         Boşanma davasında kusur itiraz niteliğinde olup hakim re’sen göz önünde tutacaktır. Ancak, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanan boşanma davasında, davacının kusurunun daha ağır olması durumunda davalının açılan davaya itiraz hakkı olduğu, ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması halinde evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından yarar kalmadığı bahsiyle boşanmaya karar verileceği TMK. m. 166’da belirtilmiştir. Bu hükümde yer alan itiraz hakkı niteliği itibariyle bir def’i olup hakim re’sen göz önüne alamaz.

Tazminat isteyen eşin boşanmaya sebep olan eylemi iradi olmalıdır. Akıl hastalığı sebebiyle açılan boşanma davasında, akıl hastası olan eşten maddi tazminat istenilmesi olanaksızdır.

         Buradaki kusursuzluk tam bir kusursuzluk hali olmayıp, kusursuzluğun tespitinde bakılacak olan husus tazminat isteyen eşin boşanma sebebinde kusurunun bulunup bulunmadığı, tazminat talep edenin kusuru ile boşanma sebebinin oluşması arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığıdır[5]. Tazminat isteyen tarafın kusuru, boşanmaya sebep olan olaylara oranla tali(ikinci) derecede ise, örneğin eşi zina yapan kadının yatak odasını ayırması gibi durumlar var ise hakim tazminata karar verebilir. Hakim, tali kusuru müterafik kusur sayarak BK 44’e göre tazminatın indirilmesine gidebilir148. Doktrindeki bu görüş Yargıtay tarafından da benimsenmiş oybirliği ile kabul edilen içtihat, TMK.’ya geçirilmiştir.

          Daha az kusurlu olma ise tazminat isteyenin tazminat istenene göre daha az oranda kusurlu olmasıdır. 4721 sayılı yasa ile az kusuru olan eşe de boşanma halinde maddi tazminat isteme hakkı tanınmıştır. Kusurun azlığı tazminat hukukunun genel ilkelerine göre belirlenecek, tek başına boşanmaya neden olmayacak derecede kalmış davranışın oluşturduğu kusur, az kusur olarak değerlendirilebilir. Az kusurlu eşin eylemi olmasaydı bile, diğer eşin kusurlu eylemi boşanmaya karar vermek için yeterli olmalıdır. Örneğin, karşı tarafın tahrik, teşvik, kışkırtma ve benzeri davranışlarına tepki niteliğinde olan ve tek başına boşanma için yeterli olmayan davranışları hafif kusur olarak açıklanabilir. Davacının az kusuru olması halinde maddi tazminat miktarı “kusur” oranında indirim yapılarak belirlenecektir.

            Kusurlu taraftan maddi tazminat isteyen eş, kusursuz veya daha az kusurlu ise maddi tazminat verilmeli, eşit kusurlu, ağır kusurlu, tam kusurlu ise maddi tazminat istemi reddedilmelidir.

         Evliliğin temelinden sarsılmasına dayanarak açılan boşanma davasında, davacının daha fazla kusurlu olduğunu belirleyen somut bir kural olmayıp, hâkim eşlerden hangisinin davranışının daha çok kusurlu olduğunu kişilerin sosyal, kültürel yapılarını, değer yargılarını ve çevrelerini dikkate alarak olayların özelliklerine göre takdir eder. Boşanma davasında maddi tazminat için aranılan kusur, TMK.m.166/ II gereği aranılan kusurdan farklı olup, ilgili maddede adı geçen “ağır kusur” diğer tarafın kusuruna göre daha ağır olan kusur yanında aynı zamanda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusur olarak tanımlanabilir. TMK.m.174/I hükmünde aranan kusur evlilik birliğinin yükümlülüklerinin ihlali ile ortaya çıkan kusurdur.

E. Boşanma ile Zarar Arasında Uygun İlliyet Bağının Bulunması

           Boşanma ile ortaya çıkan ve çıkma ihtimali olan maddi zarar ile boşanma arasında illiyet bağı bulunmalı, yani boşanma sonucu tazminat talep eden zarara uğramış olmalıdır.

            Borçlar Hukuku’na göre uygun illiyet bağı, somut olayla gerçekleşen türden bir neticeyi, olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre mahiyeti ve ana temayülü itibariyle meydana getirmeye genel olarak elverişli olan veya bu türde bir neticeyi gerçekleştirme ihtimalini objektif olarak arttıran mecburi şart ile söz konusu netice arasındaki bağdır. Aile Hukuku açısından davalı eşin kusurlu bir davranışı ile maddi zarar meydana gelmelidir. Kusurlu eşin boşanmaya sebep olan davranışı aile refahına ve aile birliğine yönelik olup, boşanmaya sebebiyet verdiğinden gerçekleşen zararın doğmasına sebep olmuş bu anlamda her ne kadar maddi tazminatın sebebi boşanma gibi görünse de aslında boşanmaya sebep olan davalı eşin kusurlu davranışı olmuştur. Bu nedenle evliliğin devamı boyunca meydana gelen olaylar esas alınmalıdır. Maddi tazminat isteyen taraf, boşanmaya ve yarar kaybına davalı tarafın kusurlu davranışlarının neden olduğunu ispatlarsa illiyet bağı kurulmuş olacaktır.

IV. MADDİ TAZMİNAT MİKTARI

           Maddi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin hüküm açık, infazda tereddüde yer vermeyecek şekilde olmalı ki, ne kadar maddi tazminat miktarı isteminde bulunulduğu bilinsin ve hâkim ona göre maddi tazminata hükmedebilsin. TMK.m.174/I’ de davacının uygun bir miktarda maddi tazminat isteyebileceğini belirtmiş, tam olarak somut bir ölçü getirmemiştir. Bunun sebebi ise bu konuda tam olarak matematiksel bir hesaplamanın mümkün olmamasıdır. Ayrıca madde lafzından davacı tarafın tüm zararlarının karşılanmasının şart olmadığı sonucuna ulaşılabilir. Hâkim maddi tazminat miktarını belirlerken takdir yetkisini hakkaniyet ilkesine göre kullanacak, tazminat miktarının belirlenmesinde BK.m.43/I ’teki genel hüküm olan olayın özelliklerine ve failin kusur derecesine göre takdir yetkini kullanacaktır. Maddi tazminat miktarının hesabında borçlunun birlikte kusuru tazminat hesabından indirim sebebidir.

           Boşanma halindeki maddi tazminat, kusursuz veya daha az kusurlu tarafın haksız olarak boşanma ile yüz yüze gelmesi sonucu, katlanmak zorunda kaldığı maddi zorluklar ve kayıpların karşılığıdır. Zararın miktarı ise boşanma yüzünden evlilik birliği sona erdiği için artık kullanma olanağı kalmayan ve ileride kavuşması ihtimali ortadan kalkan yararlar kadar olacaktır. TMK.m.174’te uygun bir tazminat öngörülmüş, tazminat miktarı belirlemede tazminat hukukunun kabul ettiği tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü gibi nedenler ile TMK.4 maddesindeki hakkaniyet ilkeleri gözetilecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.1992 tarih, 2255/352 sayılı kararında boşanma yüzünden kaybedilen yararın, evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında, diğer eşten yapmasını bekleyeceği ölçüde, makul, ciddi ve sürekli olması gerektiğini ifade etmiştir.

           Doktrin ve uygulamada maddi tazminatı belirlemede kabul edilen ölçütler şunlardır; toplumun genel yapısı ve yaşam koşulları, tarafların evlilik birliği içindeki durumları ile sahip oldukları olanaklar, maddi tazminat talep eden taraf açısından zedelenen menfaatlerin varlığı, eğitim düzeyi, yaş itibariyle yeniden evlenme şansını kaybetme oranı, evliliğin devam süresi, tarafların boşanmadaki kusur dereceleri, boşanma sebebiyle diğer eşin sosyal güvenlik kuruluşunun imkanlarından yoksun kalması(kıdem tazminatı, tedavi yardımı, sosyal tesislerden yararlanma vb.), oturdukları evin yeri ve özellikleri, aile bireylerinin barınma, beslenme, eğitim gibi yaşam özellikleri, eşlerin çalışıp çalışmadıkları ve gelirleri, ortak malların idare ediliş biçimi, eşin işyerinde çalışıyor ise boşanma nedeniyle işsiz kalması, davacının eşine güvenerek öğreniminden ve işinden ayrılmış olması, istenilen tazminatın başka bir yerden karşılanması olanağının bulunup bulunmadığı, kusur durumu ile davacı tarafın varsa daha az olan kusuru, tarafların sağlığı, çocuklara bakmakla yükümlü olup olmadıkları, yaşlarını bir arada değerlendirerek özellikle ileriye dönük geçim çıkarları göz önünde tutulmalıdır.

            Türk Hukuku’nda irat şeklindeki maddi tazminatın hesabında eşin evlilikte sahip olduğu hayat standardı esas alınmaktadır. Ancak, bu hayat standardının birebir tesis edilmesi, sanki hiç boşanmamış gibi aynı rahatlığa sahip olması ne kadar adaletlidir? Burada hakkın kötüye kullanılması durumuna dikkat edilmelidir. Üç beş ay evli kalan maddi durumu kötü olan kadının zengin eşinden ayrılınca da zengin bir hayat sürmesi sağlanması ne kadar adaletlidir? Bu durum kötüniyetli evliliklere yol açacaktır.

           Boşanmadan sonra evlilik birliği sona erdiğinde, boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu eş olan çoğu kez kadınların, çocukları ile birlikte ortada kaldıkları, maddi ve manevi sıkıntılar içine girdikleri görülmekte, boşanmadan sonra yeniden kendileri ve çocukları için yaşam kurmaları zor olmaktadır. Bu yüzden kolay ve basit bir yöntem geliştirilerek, hızlı ve doğru karar verme sağlanmalıdır. Ancak, burada iki taraf için de objektif kriter tespiti gereklidir.

V. MADDİ TAZMİNATIN ÖDENME BİÇİMİ

          Maddi tazminat, ayni veya nakdi şekilde olabilir. Ayni tazminat ödenmesi için tarafların bu hususta anlaşmış olmaları gerekir. Örneğin, zirai bir işletmenin bırakılması veya aile konutu veya başka bir konut da duruma göre eşe maddi tazminat olarak verilebilir. Hakim, muayyen şeylerin verilmesi şeklinde ayni veya muayyen bir miktarın ödenmesi şeklinde nakdi olarak maddi tazminata hükmedebilir.

           Maddi tazminata irat şeklinde ödeme yönünde karar verildiğinde birbirine yabancı duruma gelmiş taraflar yeniden yüz yüze gelmek zorunda kalacak ve bir takım sorunlar ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle maddi tazminatın toptan ödenmesine karar verme tarafların yararına olacaktır.

          Maddi tazminatın toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilirse de taksit şeklinde ödenmesine karar verilemez. Yargıtay, boşanmanın eki niteliğinde olan hükmedilecek tazminatların ödenme biçiminin TMK.’nın 176. maddesinde açıklandığını, bu maddeye göre maddi tazminatın toptan veya irat biçiminde, manevi tazminatın ise sadece toptan olarak ödenmesine karar verilebileceğini, mahkemece yasada belirtilen ödeme biçimi dışına çıkarılarak hükmedilecek maddi ve manevi tazminatın taksit şeklinde ödenmesine karar verilmesinin doğru olmadığını kararlarında belirtmiştir.

           Maddi tazminatta faiz boşanma kararının kesinleşme tarihindeki kanuni faiz oranına göre takdir edilir. Zira maddi tazminat alacağı kesinleşmekle belirgin ve muaccel bir alacak haline gelmektedir194. Maddi tazminat boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinde hüküm ifade edeceği için faize boşanma davasının kesinleşmesi tarihinde hükmolunur. Ancak maddi tazminata ilişkin istek boşanma davası ile beraber değil de, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ayrı bir dava ile istenmişse dava tarihinden itibaren faize hükmedilir.

VI. MADDİ TAZMİNAT MİKTARININ AZALTILMASI, ARTTIRILMASI VEYA TAZMİNATIN KALDIRILMASI

           İrat biçiminde ödenen maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar yada önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse, iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi, değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın arttırılmasına da karar verilebilir. Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya irat tesis edilmiş olan eşin yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça irat kesilecektir. TMK.’da bu düzenleme emredici nitelikte değildir. Eski MK m.145’de “aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça” ibaresine yer verilerek sayılan bu durumlar gerçekleşse dahi irat şeklindeki tazminatın ödenmesine devam edilebileceği vurgulanmıştır. TMK.’da “aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça” ibaresine yer verilmemiş daha net bir düzenleme yer almıştır. Ancak, düzenlemenin halen emredici nitelikte olmadığı ve maddede sayılan durumlar olsa bile aksi kararlaştırılarak maddi tazminatın ödenmesine devam edilebileceği konusunda görüş beyan eden yazarlar da bulunmaktadır.

          TMK.m.176/III’de sayılan irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminatın mahkeme kararıyla kaldırılmasına karar verilen durumlar olan; haysiyetsiz hayat sürme ve alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması sebepleri toplumsal ahlaki kaygılar ve TMK.m.176/III’de belirtilen evlenme ile iradın kesilmesinden kurtulmak için evlilik dışı ilişki seçilmesi yolunu seçmeyi önlemeye yöneliktir. Diğer bir sebep olan yoksulluğun ortadan kalkması ile irat şeklindeki maddi tazminatın mahkeme kararıyla kaldırılması doktrinde yoksulluğun maddi tazminatta aranan şart olmadığı bahsi ile eleştirilmiştir. Tüm bu üç sebep için hakim şartları değerlendirecek elde ettiği kanaate göre karar verecektir. Mesela, yoksulluğun zail olup olmadığının tespiti yeni bir yargılama ile tespit edilebilecektir. TMK.m.176’da kendiliğinden ortadan kalkma sebepleri olarak düzenlenen sebeplerde, tarafların ölümü ve yeniden evlenmeleri nüfus kaydı ile ispatlanabilen durum olup ilgili belgelerin dosyaya ibrazı ile taraf yükümlülükten kurtulacak, yeni bir yargılama gerektirmeyecektir. Böylece pratik bir sonuca ulaşmak mümkün olacaktır .

           İrat şeklinde ödenmesine karar verilen maddi tazminatın kendiliğinden ortadan kalktığı durumlar, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü durumlarıdır. Yeniden evlenme durumunda irat alacaklısının yeni bazı imkanlara kavuşması, bakım ve iaşesinin yeni eş tarafından sağlanacak olması sebebi ile iradın kalkması hakkaniyet gereğidir. Maddi tazminatın kendiliğinden ortadan kalktığı durum olan taraflardan birinin ölümü sebebini inceleyecek olursak; maddi tazminat, tazminatı alacak olanın mirasçılarına geçer. Maddi tazminat, bakım yükümlülüğüne ilişkin ise ve irat şeklinde ödeniyorsa tazminata hak kazanan kişinin veya iradı ödeyen kimsenin ölmesiyle sona erer ve ölen eşin mirasçılarının ödemenin devamını isteme hakları kalmaz. Beklenen menfaatlerin kaybı nedeniyle maddi tazminatın ödenmesine hükmolunmuşsa ödemenin devamını talep etme hakları vardır.

            Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Maddi tazminat iradının arttırılması reel artış niteliğinde değil, iradın para değerindeki düşme nedeniyle alım gücündeki eksilmenin giderilmesine ilişkindir. Burada göz önüne alınan husus boşanma olmasaydı eşin sürdürebileceği yaşam standardıdır.

VII. MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNDE ZAMANAŞIMI

           Maddi tazminat istemi boşanma davasının fer’i olarak boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararından sonra da TMK.m.178 hükmü gereği boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde de ileri sürülebilir. Bu hükümle, boşanmadan ayrı talep edilen tazminat ve nafaka davaları ile eşlerin karşı karşıya gelmesi ve uyuşmazlıkların uzun süre devam etmesi önlenmek istenmiştir.

32 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör