• Yiğit Buğra Alaybeyoğlu

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU - İFŞA SUÇU

Güncelleme tarihi: 12 Ağu 2020



           Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu halk arasında kullanılan tabiri ile ifşa suçu Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde aynen; “ (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir.

          Suç 134. Madde de 2 ayrı şekilde düzenlenmiştir. Maddenin 1. Fıkrasında, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi suçun temel şekli olarak düzenlenmiş, ihlalin görüntü veya seslerin kayda alınması yoluyla yapılması durumu ise, suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Maddenin 2. Fıkrasında ise, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ayrıyeten değerlendirilmiştir. Yine ifşa edilen bu görüntü veya seslerin basın ve yayın yolu ile yayımlanması halinde ise aynı cezaya hükmedileceği belirtilmiştir.

         Bizim de katıldığımız bir görüş, mağdur açısından gizlilik ihlalinin geniş kitlelere hitap edebilecek olan basın ve yayın yolu ile yapılmasının çok daha ağır neticelere sebebiyet vermesi sebebiyle suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde suçun nitelikli hali olarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Ancak kanun bu durumu bir nitelikli hal, yani cezanın alt ve üst sınırında artırım gerektiren bir hal olarak düzenlememiştir. Bu sebeple yazımızda kanunda düzenlenmiş olan şekli itibariyle inceleme yapılacaktır.

          Özel hayat yalnızca haberleşme ve konuşmanın gizliliğinden ibaret değildir. Nitekim Türk Ceza Kanunu da haberleşme ve konuşmaların gizliliğini ihlale ilişkin saldırıları ayrı bir madde de düzenlemiştir. Ve bunların akabinde de daha genel mahiyette olan bu yazımıza da konu olan 134. Maddedeki Özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna yer vermiştir. Ve böylece Anayasamızca da düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin dokunulmazlığı hakkı ceza hukuku vasıtasıyla da koruma altına alınmıştır.

       Özellikle teknolojinin de gelişmesiyle özel hayata karşı gerçekleştirilen saldırılar kolaylaşmış, çeşitlenmiş ve artmıştır. Her türlü ses veya görüntü kaydedici teknolojilerin gelişmesi ve hatta fark edilemeyecek derecede küçük cihazlara sığdırılabilmesi, özel hayata ilişkin ses ve görüntülerin elde edilmesini kolaylaştırmıştır. Ve elde edilen bu hukuka aykırı görüntü ve seslerin özellikle günümüzde herkesin ulaşabilir olduğu sosyal medya araçları ile de tüm dünyaya yayılması kolaylaşmıştır.

         Ancak anayasal bir hak olan özel hayatın gizliliğinin dokunulmazlığı, Türk Ceza Kanunumuzca korunmuştur.

         Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabidir. Uzlaştırma işlemi yapılmadan kamu davası açılamaz.


1- ÖZEL HAYAT KAVRAMI

        Özel hayat, kişinin hayatının başkaları tarafından öğrenilmesini istemediği, başkalarından gizlediği kısmıdır. Kişiler yaşamlarının özel hayat alanlarında kalan faaliyetlerde bulunurken, bu faaliyetlerinin başkaları tarafından izlendiği veya takip edildiği korkusu yaşamadan hareket etmek isterler. Yani özel hayat bir başka deyişle; kişilerin hayatları hakkında kendilerine mahsus olmak üzere, başka insanlarla arasındaki kırmızı çizgidir.

2- SUÇUN UNSURLARI

a) FAİL

          Bu suçun faili herkes olabilmektedir. Ancak bu suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle ve belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle İşlenmesi halinde suçun nitelikli halini oluşturur ve verilecek ceza yarı oranında artırılır.

b) MAĞDUR

         Bu suçun mağduru hayatta olan herkes olabilmektedir. Bir kimse vefat ettikten sonra suçun işlenmesi halinde bu suç ancak kişinin hatırasına hakaret suçu olabilecektir.

c) SUÇUN KONUSU

           Suçun konusunu, haberleşme, konuşma ve kişisel veri niteliğindeki hususlar dışında, özel hayat alanında kalan tüm faaliyetler oluşturur. Bu alana kişinin, normal şartlar altında hiç kimseye veya en fazla çok güvendiği belirli kişilere açacağı olaylar ve durumlar girer. Özellikle çıplaklık, hastalık, düşünce ve duygu dünyası, cinsel yaşamına ilişkin olguların özel hayatın gizliliğine dâhil olduğu kabul edilmektedir. Bu durumlar sınırlı olmayıp kişilerin özel hayatına ilişkin her türlü durum bu kapsama girebilmektedir.

d) FİİLLER

          Kanuni düzenlemeye göre bu suç farklı şekillerde işlenebilmektedir. Şöyle ki;

Bu suçun temel hali kişinin özel hayat alanında kalan bir olayın gizliliği ihlal edilerek öğrenilmesi ile oluşur. Özel hayata ilişkin alan ve olayların kayda alınması ise suçun temel şeklini değil nitelikli halini oluşturur. Örneğin bir kimsenin evinin izlenmesi bu suçun temel halini oluştururken, bu izlemenin kayda alınması suçun nitelikli halini oluşturacaktır. Yine kişinin özel hayatına ilişkin olayların yazıyla tasvir edilmesi de bu suçu oluşturacaktır.

          Suçun bir diğer nitelikli hali ise kişinin özel hayatına ilişkin görüntü ve seslerin başkasına ifşa edilmesidir. Yani kişinin özel hayatının başka kişilerce de öğrenilmesinin sağlanmasıdır. Burada mağdur özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri kendi rızası ile vermiş olsa dahi bu görüntü veya seslerin başkalarına ifşa edilmesine rıza göstermemesi, buna rağmen fail tarafından ifşa edilmesi de bu suçun oluşumu için yeterlidir.

        Suçu oluşturan görüntülerin mağdurun rızası ile faile verilmesi durumuna örnek vermek gerekirse yargıtay tarafından şu şekilde bir değerlendirme yapılmıştır; ,,Yargıtay tarafından 12.CD, 2017/150 E, 2017/6231 K, 13.09.2017 Tarihli kararında şu şekilde hüküm kurulmuştur; "bahse konu fotoğrafların katılanın rızasıyla sanığın kendi sayfasında paylaşılsa da, katılanın fotoğrafları kaldırması isteminde bulunduktan sonra katılanın rızasından bahsedilemeyeceğini ve sanığın fotoğrafları kaldırması gerektiği halde kaldırmadığını, fotoğrafların facebook isimli internet sitesine konulma tarihinin bir önemi bulunmadığını, önemli olan hususun şikayet tarihi itibariyle katılanın rızasının devam edip etmediği ve fotoğrafların facebookta bulunup bulunmadığı hususu olduğunu, sanığın katılanla yanyana çekilen fotoğrafını facebookta yayınlaması eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134/2-1.cümle gereğince cezalandırılması gerektiği..." şeklinde ifade edilmiştir.

         İfşanın ne şekilde yapıldığının bir önemi bulunmamaktadır. Basın yayın yolu ile ifşanın yapılmasında da yine aynı ceza ile yargılama yapılacak ancak, temel cezanın belirlenmesinde bu durum göz önüne alınacak ve cezanın alt sınırından uzaklaşma sebebi oluşacaktır. (TCK m. 61)

            Maddenin 1. Fıkrasında düzenlenen suçun oluşması bakımından olası kast yeterlidir. Ancak 2. Fıkrada düzenlene suçun oluşabilmesi için ifşanın hukuka aykırı olması ve failin, fiilin bu amaçla işlemesi gerektiğinden bu fıkrada düzenlenen suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Özel hayatın gizliliğinin hangi saikle ihlal edildiğinin bir önemi yoktur. bu suçların taksirle işlenmesi mümkün değildir.

       Özel hayatın gizliliğini görüntü veya sesleri kaydetmek suretiyle ihlal eden kişi, bunları ifşa da etmiş ise, iki ayrı suç işlenmiştir. Bu durumda fail 134. Maddenin hem 1. Fıkrası hem de 2. Fıkrası hükümleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. her iki durumunda 2 ayrı suç olduğu ve ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği yargıtay kararlarında da kabul edilmiştir. örneğin bu duruma ilişkin bir olayda Yargıtay 12.CD, 2018/8070 E, 2019/4469 K, 03.04.2019 Tarihli kararında şu şekilde hüküm kurmuştur; "sanığın bir dönem ilişki yaşadığı katılanın banyo yaptığı sırada, banyo kapısını hafif açarak katılanın banyo kapısına arkası dönük şekilde gizlice çıplak resmini çektiği ve daha sonra aralarında çıkan anlaşmazlık üzerine facebook üzerinde katılanın gelinine göndermesi şeklinde sübutu kabul edilen eylemlerinin TCK’nın 134/1-son cümle ve 134/2. maddelerinde düzenlenen ve bir birinden bağımsız suç olan görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ile görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturacaktır.

Bu durumda sanık hakkında, her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekmektedir." şeklinde hüküm kurulmuştur.

         Bu ve bu gibi içtihatlardan yola çıkarak, suç vasfında hataya düşülerek, kaydetme ve ifşa eylemlerinin tek bir suç oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında tek bir suçtan hüküm kurulması hukuka aykırı olacaktır.

          Yine özel hayatın gizliliğini ihlal, aynı zamanda kişinin şeref ve itibarını rencide edici nitelik taşıyorsa, bu durumda tek fiille iki ayrı suç (özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret) işlenmiş olacağından farklı neviden fikri içtima hükmüne (TCK m.44) göre hareket edilmesi gerekmektedir.

      Bu suç tipinin aynı zamanda , tehdit suçu ile brilikte işlendiği de sıkça görülmektedir Yargıtay 12.CD, 2018/8094 E, 2019/4452 K, 03.04.2019 Tarihli kararında Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve tehdit suçunun aynı anda oluşmasına ilişkin şu şekilde karar vermiştir;

" sanığın mağdur tarafından aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin sona erdirilmesine tepki olarak, mağdurla beraber oldukları dönemde onun bilgisi dahilinde çekilmiş birlikteliklerini gösteren özel fotoğrafları, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımlayıp, aynı sitede, mağdura yönelik olarak, “O iki senenin mutluluğunu 1 sene sonra yaşacam merak etme ablası zorla almasını bilirim.” biçiminde paylaşımda bulunduğu olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134/2. madde ve fıkrasında tanımlanan görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve aynı Kanun'un 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçlarının oluştuğu..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

          Yine aslında kanunumuzda başlı başına bir suç tipi olarak düzenlenmese de tehdit suçunun aslında özel nitelikli bir hali olan şantaj suçunun da özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile birlikte işlendiği de ne yazık ki günlük hayatta sıkça karşılaşılan bir diğer durumdur. Yargıtay beraberlikleri döneminde mağdurun sevgilisi olan faile rızası ile gönderdiği müstehcen resimleri ilişkilerini devam ettirmediği takdirde ifşa edeceğinden bahisle tehdit ederek şantajda bulunan ve daha sonra bu görüntüleri internette yayınlayan sanığın eylemlerinin özel hayatın gizliliğini ihlal ve şantaj suçlarını oluşturduğuna hükmetmiştir. (Y.12.CD, E: 2017/11228, K: 2018/2915, T: 14.03.2018.)

          Son olarak yazmızı bitirmeden şu hususa da değinilmelidir ki; Bir kimsenin başkasının suçlu olduğunu göstermek ve delil toplamak amacıyla özel hayatının gizliliğinin ihlal etmesi hukuka uygun değildir. Görüntü ve ses kaydı alınması yalnızca kayıt yapan kişiye yönelik işlenen bir suçun kanıtlanması amacıyla gerçekleştirildiğinde hukuka uygun görülebilecektir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna maruz kalan birisinin kesinlikle bu suça sessiz kalmaması gerekmektedir. Bu nedenle, soruşturma ve kovuşturmada bir ceza avukatından yardım alınması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemlidir.


Yazan: Av. Yiğit Buğra ALAYBEYOĞLU

70 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör